Çocukların İstenmeyen Davranışlarına Karşı Nasıl Davranmalıyız?

Şu bir gerçek ki göreve başlamadan önce sınıfımızda istenmeyen davranışlara karşı takınacağımız tutumların hemen hemen hepsi hümanistik yaklaşımı temel alıyor. Yani insanın doğru yapacağına inanıp, güvensek de; eğer insan yanlış yapıyorsa onu düzeltmek için,dış etkiden çok, o insanın iç dünyasındaki anlayış ve kavrayışı uyandırarak kendi kendine doğruya ulaşmasını sağlanmayı hedefliyoruz fakat  bazı öğrenciler de resmen duvara toslamış araba gibi oluyoruz. Gerçekten başımızdan zaman zaman duman bile çıkabiliyor. :)

Çoğumuz istenmeyen davranışları zarar verdiği odağa göre sınıflayarak tepkimizi buna göre derecelendiriyoruz. Zararı öğrencinin kendisine dokunan davranışlar genelde göz teması, genel sözlü uyarı, dersi daha heyecanlı kılan ansızın ortaya çıkan öğretim metotları, öğrenciyi meşgul edici görev verme veya soru sorma, görmezden gelme, öğrenciyle yalnız konuşmak gibi metotlarla çözebiliyorken; zararı bir başka öğrenciye uzanan davranışlarda sert tutumlar takınıyoruz. İyi ama biz ki insanları sevgi üzerine şekillendirmeyi amaç edinerek başladığımız bu yol da, bu sert duvara çarpmadan nasıl yolumuza devam edeceğiz.

Söylemekten üzüntü duyduğum şey yolumuzdaki bu sert duvarı ailelerin örmüş olması. Çocuk klasik anlayışla yetişmiş halde sınıfımıza geliyorsa ödül ve cezayı uygulamak ister istemez bizim elimizde olmuyor. Sınıfa dışarıdan bakan çoğu sağlıklı birey öğretmenin elindeki şekere, yıldız işaretine , gülücük suratı etiketlerine, köşede düşünme cezasına ve bilimum ödül ceza örneğine “Bu şekilde davranman doğru değil.” damgasını vuruyor. Oysa biz aynı cümleyi ailelere milyonlarca kez söylüyoruz. Dayakla eğitim olmaz, caf caflı oyuncaklarla ödül olmaz yani; ne yermekle, ne övmekle insan doğru davranışı öğrenmez. Ha öğrenir belki ama içselleştiremez. Siz varken var olan, siz yokken yok olan davranış öbekleri doğar her bir minik canda..

İşte biz öğretmenler olarak olabildiğince bu konuda hassasiyetimizi göstererek istenmeyen davranışlar karşısında öğrencilerimize Doğan Cüceloğlu’nun referans gösterdiği şekilde yani çocuğun özüne saygı duyarak, onurunu koruyarak davranacağız. Bu konudaki tutumumuzu şöyle şekillendiriyor Cüceloğlu;

Çocuğun özüne değer veren öğretmen ilk önce onun paradigmasıyla dünyayı görmeye çalışır. Bu ilk adım önemlidir, ancak bu  adımdan sonra çocukla gerçek iletişim kurulabilir.

İlk adımdan sonra öğretmen çocukla konuşur ve durumu algılayışının ne derece doğru olduğunu, yani o durumu ne kadar çocuk gibi algılayıp algılamadığını saptamaya çalışır.

Bu iki adım öğretmenin çocuğun özüne değer verdiğini gösteren bir davranış olduğundan, sadece bu iki adımı atmakla dahi çocukla ilişkisi sağlıklı bir duruma gelebilir.

Üçüncü adım olarak öğretmenin bu davranışı niçin istemediği, çocuğun bu davranışının sınıfta ne gibi olumsuz sonuçlar doğurduğunu anlatır. Çocuk öğretmenle hem fikir olmayabilir, fakat davranışını öğretmenin nasıl gördüğünü öğrenmiş olur.

Dördüncü adım olarak öğretmen olumsuz davranış yeniden ortaya çıktığında, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağını konuşur ve onunla bu konuda hem fikir olmayı sağlar. Burada, “hem fikir olmayı sağlamadan” kast edilen, öğretmenin çocuğun olurunu alması değildir. Öğretmenle çocuğun hem fikir olacağı konu; olumsuz davranış ortaya çıktığı zaman çocuğu ne gibi sonuçların beklediği ve cezanın niçin verileceğidir.

Beşinci adım olarak öğretmen, bütün bu yaptıklarını çocuğu sevdiği için yaptığını söyler; çocuğun özüne ve onuruna saygı gösterdiğini, sadece bu olumsuz davranışını sevmediğini, ama kişi olarak çocuğu koşulsuz sevdiğini ve her zaman her yerde onu sevmeye ve desteklemeye devam edeceğini belirtir.

Bu adımlar yerine getirildikten sonra çocuk olumsuz davranışı tekrarladığı an hiç affedilmez; mutlaka evvelden kararlaştırılan sonuçla karşılaştırılması sağlanır.

Olumsuz yaşanmışlıkları birikmiş çocuklarda belki istenmeyen davranışı sergilemeyi bıraktıran bir çözüm olmayacak Hocamızın tavsiyesi ama yıllar boyu süre gelmiş değersizlik zincirini kıracaktır. Çocuğunun olumsuz davranışına fiziksel ya da sözel şiddetle kendince önlem almaya çalışan aileler, muhtemelen gösterdiği tutum gibi bir tutuma çocuğu yaşlarda maruz kalmıştır. Öğretmenler olarak dünyada ona değer verenlerin de olabileceğini gösterirsek, büyüdüğün de belki o bu zincirin bir halkası olmanın gayri ihtiyarı peşinden değil de gözlerinizde gördüğü sevginin peşinden gider..

IMAG4082

KAYNAK;

Doğan Cüceloğlu

İyi Düşün Doğru Karar Ver

Sayfa 159-160

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Biraz da Matematik :) * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.